Gayrimenkul sektöründe 20 yılı aşkın süredir çalışıyorum. Mülklerin saatler içinde satıldığı hızlı büyüme dönemlerini de, sonsuz gibi görünen kriz anlarını da gördüm.
2003 ile 2008 yılları arasında gayrimenkuller saatler içinde satılıyordu. Yabancılar beğendikleri gayrimenkulleri almak için sıraya giriyorlardı. O dönemlerde %10 kaporayı kim önce öderse, gayrimenkulü almaya o hak kazanıyordu.Ta ki Mortgage krizine kadar. Mortgage krizinde her şeyin durduğunu gördük. Kriz Türkiye için teğet geçse de, yabancı yatırımcı artık Türkiye’ye yatırım yapmıyor; projeleri alınmış, kat karşılığı sözleşmeleri yapılmış ve inşaatına başlanmış, hatta bitmiş hazır projeler müteahitlerin elinde kalmıştı.
O günleri de gördük, ancak 2026 yılında tanık olduğumuz tablo bambaşka. Bu eski kuralların artık tamamen işlemez hale geldiği, yenilerinin ise henüz bir çıkış yolu sunamadığı bir dönemdeyiz.
Birbirimize karşı dürüst olmalıyız. Bugün Türkiye gayrimenkul piyasası, dengeleri kökten değiştiren bir “etkili fırtına” ile karşı karşıya:
Fiyat bariyeri ve enflasyon: Yıllarca süren kontrolsüz fiyat artışları piyasayı aşırı ısıttı. Alıcılar artık “sonsuz yükseliş” fikrine inanmıyor ve şişirilmiş görünen varlıklara girmekten çekiniyor. Şişirilmiş diyorum çünkü ülke geneline bakıldığında ve gelişmiş rakip ülke gayrimenkulleri ile karşılaştırma yapıldığında, gayrimenkul fiyatları maalesef gerçek değerinin üstünde, hem de çok üstünde. İşte buna şişirilmiş fiyatlar diyoruz. Şişirilmiş olduğunun başka bir kanıtı ihtiyaç gayrimenkullerinin bile alınamıyor olması. Yatırım için alımın dışında barınma için alımların bile hala harekete geçmemiş olmasıdır. Bütün bunlar Gayrimenkul Piyasalarını olumsuz etkilemiş olmasına rağmen birde EİDS Elektronik İlan Doğrulama Sistemi devreye girmiştir.
Devlet filtresi: EİDS sisteminin devreye alınması ve e-Devlet üzerinden zorunlu doğrulama, piyasayı daha şeffaf hale getirdi; ancak aynı zamanda ağır işleyen bir yapıya dönüştürdü. Kira vergilerindeki yeni düzenlemeler ve değerleme (ekspertiz) süreçlerine getirilen sıkı denetimler, daha önce hızlı karar alan yatırımcıları temkinli olmaya itti. Sonuç olarak “duran” bir piyasa ile karşı karşıyayız.
Son aylarda yatırımcılar, geliştiriciler ve meslektaşlarımla yüzlerce görüşme yaptım. Ve her yerde aynı soruyu duyuyorum - henüz net bir cevabı olmayan bir soru.
İlanı portala koyup beklemek artık çıkmaz bir yol. Bilginin aşırı, güvenin ise yetersiz olduğu bir dünyada, eski pazarlama yöntemleri beyaz gürültüye dönüşmüş durumda. İlan bolluğu, farklı bilgilerle ve fiyatlarla girilen ilanlar. EİDS ni zorunlu kılmıştır. Uygulama tarafında çok eksiği olsa da olmasının doğru olduğunu savunanlardanım. Ancak kabul edelim ki, geleneksel emlak portalları bağımlılığı artık ajanslara ve danışmanlara nakit akışı sağlamıyor.
Gayrimenkul pazarındaki güncel durumu değerlendirdiğimde, bugün hemen size hazır şablon çözümler sunmak istemiyorum. Bunun yerine, sizlere — meslektaşlarıma, iş ortaklarıma ve müşterilerime — şeffafca cevaplayacağınız şu soruları yöneltmek istiyorum:
Bugün sermayeye sahip olup görünürde kalmayı tercih eden o az sayıdaki “gerçek” gayrimenkul alıcısını nerede bulacağız, onlara nasıl ulaşacağız?
Biz gayrimenkul profesyonelleri olarak, müşteriyi beklemek yerine, talebi olmayan yerde talep yaratacak şekilde emlak arama ve portföy bulma modelimizi nasıl dönüştürebiliriz?
Sonuç olarak, gayrimenkul piyasası kalıcı olarak değişti. Ve şu anda hep birlikte, önümüzdeki yılların yeni kurallarını yazıyoruz.
Analitik destek : https://sites.google.com/view/valeriyakhayrulova/cv
Arayüz tasarrımcı: https://www.designbylada.com/